24 11 2009

SEVGİ,SEVGİ.............

Sevgisiz yürek cehennem, sevgisiz hayat zindan oluyor. Mevlânâ'yı döndüren, Yunus'u peşinde koşturan sevgi değil de neydi? 

İnsan, önce sevmeyi öğrenmelidir.

Ya siz! Siz neresindesiniz sevginin? 

Hep başkasının sizi sevmesini bekleyemezsiniz; sevgiyi her zaman "başka"larında arayamazsınız, buna hakkınız da yok.

Hiç düşündünüz mü dünya neden bu kadar güzeldir ya da öyle görünür? 

Niçin sevilir ve sevilmeye lâyıktır tüm güzeller?

Niçin şu koca dünya küçücük bir kalbi dolduramayacak kadar küçük kalır? 

Çünkü sonsuz bir sevgi barınır kalpte. Sonsuzun yanında dünya da küçük kalır, içindekiler de. 

İnsan bir sevdi mi, ne dünya kalır, ne de içindekiler.

Öyleyse bu sonsuz sevgiye lâyık olan kimdir? Ya da sonsuz bir sevgi var mıdır gerçekten? 

Varsa kaynağı nereden gelmektedir? 

Hayat, sevgisiz de hayat olmaz mıydı?

Sevgiyi anlatmak için bir değil binlerce dil yetmez, hatta kâinat bile yetmez. 

Çünkü her sevgi O'nun (c.c.)sevgisinden bir iz taşır.

O'nun kullarına olan muhabbetini dile getirir. 

O'nun nasıl bir sevgiyle sevilmeye layık olduğunu anlatmak ister. 

Fuzuli'ye:"Çekil önümden Leyla; ben "LEYLA"ma gidiyorum" dedirten bu sevgidir.

Fakat şunu iyi bilmeliyiz ki, Fuzuli'ye bunu dedirten önce insanı sevmesiydi. 

İşe bireyle, insanla başlamasıydı.

İnsana, "insan" olduğu için değer vermesiydi. 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Sallu Aleyhi ve Sellem'e:

"Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" dedirten şey de kim bilir belki bu derin ve anlamlı ayrıntıda gizliydi.

Bizler önce birbirimizi sevmeliyiz, daha sonra asıl sevgiliyi. (ALINTI)

0
0
0
Yorum Yaz